Rodos Seyri

Uzak düştük Sevgili Kaptanlarım… Deniz ayırdı galiba bizleri! Gerçi siz iyi olun, o bize yeter…

Sabah çok da vakit kaybetmeden “vira bismillah” deyip açıldık Fethiye Körfezine. 45 millik yolun henüz başındayız. Raporlar 5 bofor veriyor. Demek ki 30 yapacak! Hazırlıklıyız. Ama ne kadarımız, ne kadarına? Ekibin yarısı tecrübeli, yarısı tecrübesiz. Uyardık, dinletemedik. “Gideriz” dediler, “dayanırız”!

Yelken açsak o 45 mil olacak 90! Hava yavaş yavaş şiddetini arttırıyor. Belli ki dalga yiyeceğiz, ama ne kadar? 7,5 mil hızla başlayan motor seyrimiz önce 7’ye sonra 6’ya kadar düşüyor. Dalgalar 20 cm, 30 cm, 50 cm, 1 m… Büyüyorlar. Dümenci vardiya usulü değişiyor. Rüzgar 20’yi görür görmez “can yelekleri” emri geliyor. Doğalı bu, gelin görün ki acemilerde endişeli bakışlar. Neyse ki can yeleklerimiz otomatik şişenlerden. Giyiyoruz hepimiz. Islanmaya başlayınca serpintiliği de açıyoruz. Sağanaklarda hava 25-26, dalgalar kafadan, yoruyor hepimizi. İçeri giren aynı hızla dışarı çıkıyor! Bir süre sonra hava 29’a sabitliyor, sağanaklarda 30-32’yi görüyoruz. Daha sertleşeceğine ihtimal vermiyoruz. Öyle de oluyor. Ancak zaman zaman dalgaya fena giriyoruz. Kafa olduğu gibi suda, o su da bizim üzerimizde! Üst baş sırılsıklam, hafiften üşüyoruz. Isınmak için müzik açıyoruz, neşeleniyoruz hemen. Saatler geçiyor… Ada pruvamızda, son 5 mil geçmek bilmiyor.

Ve nihayetinde karşımızda “Elefos” ile “Elafina”. Lindoslu heykeltıraş Khares’in yaptığı Güneş Tanrısı Helios’u simgeleyen, M.Ö. 225’teki depremde yıkılmış olan Rodos Heykeli’ni simgeleyen geyik heykelleri. Acentemizi arayıp yer göstermelerini beklerken bir anda herkes canlanıyor. Usturmaçalar, halatlar, gelberi… Ekipte görev dağılımı yapılmış, yanaşma için hazırız. Yerimiz harika: Limanın en dip köşesi; karşıya geç, sur dibindesin! Biraz sokak gürültüsü var, ona da razıyız.

Motoru kapatır kapatmaz, bir de bakıyoruz liman polisi gelmiş. Pasaportları ona, tekne evrakını bizim görevliyle veriyoruz. Kaçak iş yok! Bir kere yaptık, bir daha cesaret edemeyiz. Zaten Rodos limanına yanaşılacaksa acenteyle çalışmak gerekiyor. Vizeniz de, tekne evrakınız da tam olmalı. Burnumuzun dibindeki adalara gidebilmek için ciddi anlamda eziyet çekmekteyiz. Vize, transitlog, acenta parası derken maddi boyutun büyümesi bir yana, zaman ayırıp koşturmanız öte yana. Ancak kaçak girmenin riskleri de çok çok fazla. Kaza ya da limanda hırsızlık halinde sigortadan paranızı alamazsınız. Polise yakalanırsanız hem tekneniz bağlanır, hem sizi içeri buyur ederler. Rakamsal müeyyidesine ise hiç girmiyorum, bir rivayete göre kişi başı 1500 ila 5.000, tekne içinse 15.000 Avro!

Velhasıl, On İki Adalar’ın en büyüğü Rodos, St. John Şövalyeleri sayesinde tarihi bir güzelliğe sahip olmuş. Ada, eski ve yeni şehir olarak ikiye ayrılmış. Mandraki Limanı ise eski şehir surlarının hemen dibinde. Bu yıl Rodos’a ilk seyrimizi Haziran ayında 42 ft. bir katamaranla Haziran ortasında yapmıştık. Ada boş, hatta ıssız diyebileceğim kadar sakindi. Birçok dükkan kapalıydı. Krize vermiştik, ama bu sefer tüm dükkanların açıldığını, yolcu gemilerinin peşi sıra limana yanaştığını görüyoruz. Ekonomik krizin etkisi hissediliyor olsa da Rodos eski neşesine bürünmüş.

Ada’nın en büyük şehri kendi adını da taşıyan Rodos. Geçtiğimiz yıl yaptığımız seyir esnasında araba kiralayıp adanın çevresinde tam bir tur atmıştık. Rodos dışında sadece Lindos’u dikkate değer bulmuştuk. Ancak ekiplerimize kısa süre için gidildiğinden Rodos’un içinde kalıp gezmenin daha keyifli olduğu telkininde bulunuyoruz. Her daim esen meltemi, sıcak havada bile insanı bunaltmayan havası ile gündüzleri limanın yürüme mesafesiyle 15 dakika uzağındaki “Elli” plajında vakit geçirebilir, akşamüzeri siestanın sona ermesiyle yeni şehirdeki alışveriş bölgesini dolaşabilir, akşam kale içindeki tavernalarda yemek yiyebilir, gece ise ya kale içindeki ya da yeni şehirdeki barlarda vakit geçirebilirsiniz.

Sevgili Kaptanlarım, Rodos’u anlatmaya devam edebilirim. Sayfalarca yazıp, onlarca fotoğraf ekleyip, ağdalı cümleler kurabilirim. Ama gelin birlikte gidelim, seyir tecrübemizi arttıralım, beraber gezelim.
Lütfen takvimlerinize şimdiden işaretleyiniz: 30 Haziran – 6 Temmuz 2012, Filotilla * ile Rodos ve Simi! Artık dümen sizde…

Biz Rodos ve Simi’yi seviyoruz galiba!

Sağlıcakla kalınız…

* Birden fazla tekne ile birlikte seyir yapmak. En geç Ocak ayında tekne ve gruplar oluşturulmuş olacaktır.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.