Biz de denizden uzak Anadolu çocuklarıydık. Kendi işi gücü olan, denizi yazdan yaza gören insanlardık. Ta ki yelkenle tanışana, denizin çağrısını duyana dek. İşte hayat defterimizde temiz bir sayfanın açıldığı an:

Candan Tokyürek

Candan, Ankara’da yetişmiş, her tatilini İzmir’in Özdere beldesinde, dayısının ahşap kayığını kaçırıp kürek çekerek, arkadaşlarını gezdirerek geçirmiştir. Sırasıyla Çankaya İlkokulu, Tevfik Fikret Lisesi ve Bilkent Üniversitesi’nde Bankacılık ve Finans okumuş, Fransızca ve İngilizce öğrenmeyi başarabilmiştir. Bir süre baba şirketinde çaycılık yaparak hayatı anlamaya çalışmıştır. Biraz kendi ayakları üzerinde durmaya karar verince severek çalıştığı, adeta ev ortamı yarattığı Dış Politika Enstitüsü’nde sekreterlik, pardon “Yönetici Asistanlığı” yapmıştır. Diplomatlar, Emekli Büyükelçiler, Akademisyenlerle çalışırken bir İstanbul gezisi esnasında büyük amcasından aldığı yelkenci ruhu ortaya çıkmış “ben bu Boğaz’dan yelkenle geçmeliyim” kararı almış ve ilk gördüğü kursa yazılmıştır. ODTÜ Denizcilik, Esen Özsan’ın rahle-i tedrisinden geçip Göcek’teki ilk pratik eğitimin ardından istifasını vererek kendini bu konuda geliştirmeye karar vermiştir (Ankara’da ilk denizcilik eğitimi ODTÜ öğretim üyesi olan Prof.Dr.Esen Faruk ÖZSAN tarafından 1991 yılında başlatılmıştır. ODTÜ Denizcilik olarak ODTÜ’de kaptanlık kursları veren Prof.Dr.Esen Faruk ÖZSAN emekli olduktan sonra bu faaliyetlerini ODK, Ortadoğu Denizcilik ve Kaptanlık adıyla devam ettirmektedir). Uzunca bir süre tekne üzerinde debelendikten sonra çok sevdiği Hasan Şimşek’in el vermesiyle bir anda kendini Anadolu Denizcilik Kulübü’nde “eğitici kaptan” bulmuştur. Eksikleri çok olmasına rağmen kısa sürede Hollanda yapımı 27 ft.lik Aloa marka teknelerden 44 ft.lik Bavaria’lara terfi etmiştir. İnsanlara denizciliği, tekne yaşamını, yelkeni sevdirmeyi amaç edinince babasından, tek kızı olarak, sponsorluk almış, bir süre Ankara menşeili MTM Yatçılığın çekek yerinde kekamoz temizlemiştir! O dönem Göcek, hayatının en önemli mekanı, tekneler evi olmuştur. Yalnızlığa alıştığı bir anda ise bir başka yelken sevdalısına gönlünü kaptırmıştır. Olan olmuş, onu da bu sevdanın bir parçası haline getirmiş, hem hayatlarını birleştirmişlerdir, hem de iş güçlerini.

Candan Benhür’le 15 Mayıs 2010’da evlenmiş, halen deniz tutkunlarına bu yaşamı öğretmeye çalışmakta, Amatör Denizcilik Federasyonu üyesi olan Ankara Deniz Kulübü’nün saymalığını yapmaktadır. Sosyalliği fazla olduğundan bu saymanlık yetmemiş 4 yıl Başkanlığını yaptığı Tevfik Fikretliler Birliği’nde de aynı göreve getirilmiş, Ankara Öğretim Derneği’nde ise Yönetim Kurulu üyesi olmuştur. 1 Ekim 2014’te Uluç Ali ismini verdikleri bir oğulları olmuştur; bu sebeple işin mutfak tarafını idare etmeye başlamıştır!

Benhür Tokyürek

Benhür ise doğma büyüme Ankaralıdır. Son derece haylaz bir öğrenci olarak Deneme Lisesi’ni bitirmiş, hiç kale almadığı üniversite sınavına girerek Hacettepe Üniversitesi Fizik Mühendisliği’ni kazanmıştır. Üniversite yıllarında yakın arkadaşlarından birinin “hadi Avrupa’ya gidelim” çağrısıyla kendini Viyana Teknik Üniversitesi’nde bulmuştur. Hem okuyup hem 55 ülke gezerek zoru başarmıştır. Bu yıllar zarfında kendisinden birkaç kere haber alınamadığından yaşamından ümit bile kesildiği olmuştur. Bir tanesinde Çin Seddi’nde ortaya çıkmış, bir diğerinde Antarktika’da! Viyana yıllarının ardından yine bir arkadaşının çağrısıyla Bakü’ye gitmiş, Bakü Üniversitesi’nde İşletme okumuştur. Babasının “hadi artık” fırçasıyla serbest müteşebbis olmaya karar vermiş, Bakü’de bir süt ve peynir fabrikasına ortak olmuştur. Süte alerjisi çıkınca ortaklığa son verip İran’a geçmiştir. İran’da kriz patlayana kadar Rainbow elektrikli süpürgelerinin temsilciliğini yapmış, krizin ardından Türkiye’ye dönüp askerlik yapmaya karar vermiştir. Haftada iki kere önünden geçerken “ahhh ne askerlikti, ne güzel günlerdi” şeklindeki ifadelerini dinlediğimiz Burdur’da 28 gün süren uzun mu uzun askerliğin ardından Viyana’dan ev arkadaşıyla Afganistan’a ihracata başlamıştır. İşte bu yıllarda bir başka arkadaşının aracılığıyla Amatör Denizci Belgesi almış ve yelkenle tanışmıştır. Yaz kış hafta sonlarını bu keyifli sporla geçirmiş, Candan’la da bu esnada tanışmıştır. Boş vakitlerinde Candan’a yardımcı olmak adına ailelere amatör kaptanlık yapmış, Afganistan’la iş yapmaya devam ederken Ankara Deniz Kulübü’nün Başkanı olmuş, Amatör Denizci Belgesi seminerleri vermeye başlamıştır. Hitap yeteneği sayesinde iyi bir öğretmen olmuş, kendini bile şaşırtmıştır. 15 Mayıs 2010’da Candan’la evlenmiş, 1 Ekim 2014’te Uluç Ali ismini verdikleri bir oğulları olmuş, yapmayı planladıkları dünya turu için çok çalışmak gerektiğini anlamıştır!